mehmet solak

mehmet solak

aşka yüzüm var / arada bir yerde, bu yerde / yabancı olsam da / mosmor sürgün / hayal içre

alışamadım kendime

11/5/2009
Kategori: siir

kaç kelime kurtardım

kaç şiir bu mücellâ hayattan

diline düştümse yıllarca yine dilimden

sözledikçe sürer ya mesel içinde mesel

ödünç heveslerle bir ömür

 

 

el aldım denizden söz aldım

kendime kilitli gecede

yandı kelimeler prensim maçinde

içim yandı eksik kaldı sözüm

baktım gece başka ben

ben başka gece söyleyince

benleyin tenha gölgemden

daha kesif kaderimce

 

 

ah nerede o fiyakalı itiraflar

kimde kaldı

bir nebze efsun dünyaya kör

ne yapsam alışamadım işte kendime

unutacak kadar olsun

armağan olsun yokluğuma

benden hatıra varlığım

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

gölge üçlemesi: gölge- n / mehmet solak

2/4/2009
Kategori: siir

 

 

gölgesi  yoksa aşkın

kime yeter kendi kokusu kime

göz  kendinde kalmışsa

ıslak kirpikler kendinde

hevesi dilinde şairin

 

varsa elde avuçta bir keder

çıksın romanlardan haylaz ve şaşkın

mahrem odalara sırdaş yüzler

eksik kalmasın sözde sükûnet

bu beyaz kâğıt bu kapalı kapı

çıplak bayırlar bomboz toprak

ey aşk

kalacaksan burada

aynası ol hayatın

gölgesiz kalma

 

 

kim

sır almamışsa suyun esrarından

dest-bûsî arzusuyla

dipsiz uykulara dalamadan

boğulmuşsa çocukluğunda

ve yoksa gölgesi aşka

 

yetiş ey

gölgesizler gölgesi

gölgesiz kaldım

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

aralık durakları

3/3/2009
Kategori: siir

                               reyhan’a

 

 

-çıkmaz aralık-

 

 

akan ırmak döner mi gerisin geri

ya kaçıncı kez ara veren yaşamaya

nasipsiz bir mevsim sonu

yollar sarı toprak sa(y)rıysa

erken kışın ayazı alın çatımda

aralık kalmışsa tam aralıkta

gözümde habire büyüyen hayat

hep kederli hep müebbet

 

 

-kuytu aralık-

 

 

daraldım /eşikte/ daraldıkça zaman

taştıkça mübadil isyanım

nice münhal kuytular vardı

beni bekleyen hal’im, suskun

her nereye dönsem

hemhal olmak için

yoluna dön

dön yüzüne dön

aralık kalma, diyen

 

 

-ıssız aralık-

 

 

kim silebilir ateşin izini

hele yalnızlığı düştüğü yerden

kan izini, akmışsa bir kere

bir cemre de kalbime düşer mi tanrım

bahar güneşi sızar mı yine aralık kalbime

eklenir mi kopan parçası resmin

kendi kadarsa insan tek kendi

yakasına yapışmışsa sorgu sual

bulur muyum ıssız aralığımı

eksik kalmış hangi hayatlarda



-son aralık-

 

 

 gittin

derin bir çentik attın kalbimize

kaldık seninle

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

kendine mahfuz

9/2/2009
Kategori: siir

“bir kelime seç kendine
adın olsun” demiştim, hani

bir adın yoktu kalemden önce
çöle safran saçan
üryan eşkâllere nispet
bıçkın bir çocuk gibi
muhkem kadere sokulup
söze bulanan apansız
 
 
bir kelime
günahtan kalma dudaklarında
dokundukça susan harflerden
singin bakışlara armağan
her ne kalmışsa yüreğinde öksüz
döndüğünde kendine
suyla ve ateşle
ve sınanmış kokunla nedametten
üç kere vuruldukta bağrına
 
 
bir kelime
kemikten ve kandan
kendine mahfuz

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yaz bitti

12/11/2008
Kategori: siir

eyvah! yaz bitti
geçemedim eyvanlı aşklardan
iki hececik  kalbine
gizli bir nehir gibi müterennim
akıyorken baygın kokulu karanfiller
eller, kuru dallar gibi telaşlı
uykulu göllere

heyhat! ne bekleyen kaldı nâtüvân
ne  giden sarargın yollarda
yaz bitti

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

redifsiz

9/3/2008
Kategori: siir

                                           kâmil yeşil’e

 

 

kim geldi ardından kelimelerden başka

kim aradı sordu kim kaldı seninle zemheride

mahreci kendi olan neydi

ney!  kalmadı göl sessizliği

o sahipsiz uykularda

boğuldu periler  suyu ve rüzgârı

ve geceyi yakan aynada, yazık

göl sıcak. kum sıcak. söz sımsıcak

ne kaldı nardan neye

ne!  nazenin gölgelerden başka

 

 

hani kanadıydı kar

dudaklarından mükedder öpünce

ince bir intizar gibi nar

neysin sen suskun göllere meyyal

zar-ı ney nefesinde

 

 

kim geldiydi kim o aydınlık gölgelerin

ışıltılı göl diplerine redifsiz

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

kendiliğinden uzakta

24/2/2008
Kategori: siir

    

                                           celâl soycan’a

 

 

 

adın olsa  gölgeler arasında

hem gelmiş hem gitmişken

söz tamam olur mu kefilsiz

 

 

bir masal kur kendine

kör zamanlar adres olsun gerilmiş yaya

senin olmayan kendilik sadağı

her ne yana aksan değişmez keffaretin

ürperten sırrın: mâ-nâ-n

 

 

/ hatırla ol’anı

gözün gördüğü encam-ı celâli

boşluğa çöken ateşi: belâ

yerdesin işte menzilde

kendiliğinden uzakta

soy canı yüzünde /

 

ey karanlığı koyultan göz

sökülür sözcükler senin de kalbinden

tanrıyı bulduğun yerde körlemece

kendi tesellisinde hayatın

 

 

adın olsa bir adın olsa

sırrın olurum

hem içinde ben

hem dışında aynanın

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ölüm fotoğrafları

28/11/2007
Kategori: siir

 

ben ölümdüm

her akşam hüznüyle ölürdüm

oysa ne çok şarkı söyler yürürdüm

bilirdim her şarkı dokunur gönlüme

her adım tüketir adımı

ne de çok adım vardı

nereye dönsem deniz oradaydı

bir beyaz martı çığlık çığlığa

ağzında inci mercan nar

nârına ölürdüm

 

ben ölümdüm

kaçtıkça kanardı düşlerim

uykuya sarılır gözlerim kavgaya uyanırdım

kurşun asker değildim postallarım temizdi

omzum boştu lâkin bir başım vardı

kavlamış kulağım bereme gizlenmiş saçlarım

sonra kelimelerim olanca yorgunluğuma eş

yeminim her vakit alkışım

ısınmadan soğuyan soğudukça ısınan yatağım

ki akardım aktıkça genişlerdi suskun

her yağmur ürkütür yolda bırakırdı her kar

ben her seher ölürdüm

 

ben ölümdüm 

denizin rahmini yırtınca o çirkin ses

yüzünce gövdesini köpürten hançer

açardım penceremi hayata inat

uzanırdım körfeze yaslanarak

her nöbet ısınırdı avuçlarım

katırtırnakları batardı sırrıma

kasılır tutardım büyürdü karanlığın ortasında

nicedir serpilen serap binnaz

nazına ölürdüm

 

 

ben ölümdüm

pusulam pusluydu rehberim kaçak

yani ben vuruldukça yarasını öpen

teleği tükenmiş kefeni biçilmiş güvercin

gerdanı gayya gözleri köz

öylece dalardım arastaya hüner beğenmeye

dostumu ünler küserdi kalemim

poyrazı savurur kıbleyi saklardım

yanardı ayaklarım bağrında sımsıcak kan

sûzan sana ölürdüm

 

 

ben ölümdüm

doyamaz ölürdüm

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ölüm fotoğrafları II

28/11/2007
Kategori: siir

 

ben ölümdüm

evvel beher değince dallara

çiçekler açardı saçlarımda

kalbimin orta yerinde dağda taşta

içimi kanatan o güle

dokunabilmek için-yani hüzne

yonuzerikleri  gibi yalnız

yalnızlığa tutunurdum

ben öyle güleç

güle doyamaz ölürdüm

 

 

ben ölümdüm

akşam gülümsedikçe teninde

ateşlenir peşine düşerdim yolların

kekikli yamaçlarda ağıtlarda eğleşen

kınalı kekliklerin

sevda yakarası sözleri

kum kuyusunda murtazanın kanı

gurbetindeydi aynaların

ben isyan atlası aşkın ta kendisi

kendisine doyamaz ölürdüm

 

 

ben ölümdüm

dilim çoğaldıkça sözcüklerde

sözler akardı iki yanımdan

ayva tüylerinden erguvanlardan

binbir sırra mahkûm zamanın kuyusundan

yalnız kayboluşları artakalan

(ya neydi hatıraları küreyen kar)

hani kendime döndümdü o son yaz, gölgem gibi

hem vardı hem yok yar

yara doyamaz ölürdüm

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

aşkın gülümseyen resmine nazire

20/11/2007
Kategori: siir

 

-resim altı-

 

 

 üzerin yazdı sesin güz

efsun buğusu gözlerin bahar

turunç sinesi ellerin

seğirirdin kalbime menekşeler gibi

bilmez misin ey aşk

kaç cemre gördü

leylak duldası bu tenin

 

 

hani nerede leyla

yandıkça bürünen çöl

ey aşk

göyneğin evlat kokusu senin

bakışın çıldırtan tütsü

endazen mermer şavkı tac

kırılmasın hüzün pencereni aç

 

 

-resmin arkasına yazılan çağrı-

 

 

ey aşk

içimize dokunup kaçma öyle

çoğalt yüzümüzü

kuytularda kalma süzül rüyalarımıza

lekesiz resimler gönder

gövdesi kan başı duman şehzadeler

                        bir şehzade elinde ayn

                        bir şehzade elinde şın

                        bir şehzade elinde kaf

gül yine öp yağmurları

cilvelensin bulutlar

semada kaykılan bıçak

ey aşk

aç defteri fısılda kaderi

 

 

 -aşkın sitemi-

 

 

ey can

gözlerde nergis göğüslerde lalesin

unuttun mu can meclisini

gözet kendini derdnâk ol

elmas sar yarana müştâk ol

sakınma gir yola inme ak atından

varsın her adım ağulu kuyu olsun

bilmez misin

sular derine akar

bak yağmur yağıyor aç sedefin

kıskansın seni kaf ardında ajı dahaka

 

ey can

bunalt bakışlarını

sühân ol hasret sahralarına

bilmez misin

ne yerdedir ne göktedir leylâ

öldükçe dirilen ankâ

aç kucağını şehrin

deniz dolsun

toprağa doysun

 

 

 -derkenar-

 

 

ey cân

bilmez misin

kime dokundum da kaldı yapayalnız

çoğalmadı hüznü yakışmadı ateşe

nice süzüldüm görmez misin halim

hani kaldı mı ki

                        bir canan evi hâlesi

                        bir canan şarkısı kendisi

                        bir cânân âgûşu muştusu

 

 

açılmaz mı kapılar sihrine sabânın

tükendi tiryakisi umudun

ağla kan ol

seylâb olsun sokaklar

geceyi karartan ışık

ey cân

aç defteri

okunsun kaderi hüsnün

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı