11/5/2009
kaç kelime kurtardım
kaç şiir bu mücellâ hayattan
diline düştümse yıllarca yine dilimden
sözledikçe sürer ya mesel içinde mesel
ödünç heveslerle bir ömür
el aldım denizden söz aldım
kendime kilitli gecede
yandı kelimeler prensim maçinde
içim yandı eksik kaldı sözüm
baktım gece başka ben
ben başka gece söyleyince
benleyin tenha gölgemden
daha kesif kaderimce
ah nerede o fiyakalı itiraflar
kimde kaldı
bir nebze efsun dünyaya kör
ne yapsam alışamadım işte kendime
unutacak kadar olsun
armağan olsun yokluğuma
benden hatıra varlığım
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
2/4/2009
gölgesi yoksa aşkın
kime yeter kendi kokusu kime
göz kendinde kalmışsa
ıslak kirpikler kendinde
hevesi dilinde şairin
varsa elde avuçta bir keder
çıksın romanlardan haylaz ve şaşkın
mahrem odalara sırdaş yüzler
eksik kalmasın sözde sükûnet
bu beyaz kâğıt bu kapalı kapı
çıplak bayırlar bomboz toprak
ey aşk
kalacaksan burada
aynası ol hayatın
gölgesiz kalma
kim
sır almamışsa suyun esrarından
dest-bûsî arzusuyla
dipsiz uykulara dalamadan
boğulmuşsa çocukluğunda
ve yoksa gölgesi aşka
yetiş ey
gölgesizler gölgesi
gölgesiz kaldım
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
3/3/2009
reyhan’a
-çıkmaz aralık-
akan ırmak döner mi gerisin geri
ya kaçıncı kez ara veren yaşamaya
nasipsiz bir mevsim sonu
yollar sarı toprak sa(y)rıysa
erken kışın ayazı alın çatımda
aralık kalmışsa tam aralıkta
gözümde habire büyüyen hayat
hep kederli hep müebbet
-kuytu aralık-
daraldım /eşikte/ daraldıkça zaman
taştıkça mübadil isyanım
nice münhal kuytular vardı
beni bekleyen hal’im, suskun
her nereye dönsem
hemhal olmak için
yoluna dön
dön yüzüne dön
aralık kalma, diyen
-ıssız aralık-
kim silebilir ateşin izini
hele yalnızlığı düştüğü yerden
kan izini, akmışsa bir kere
bir cemre de kalbime düşer mi tanrım
bahar güneşi sızar mı yine aralık kalbime
eklenir mi kopan parçası resmin
kendi kadarsa insan tek kendi
yakasına yapışmışsa sorgu sual
bulur muyum ıssız aralığımı
eksik kalmış hangi hayatlarda
-son aralık-
gittin
derin bir çentik attın kalbimize
kaldık seninle
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
9/2/2009
“bir kelime seç kendine
adın olsun” demiştim, hani
bir adın yoktu kalemden önce
çöle safran saçan
üryan eşkâllere nispet
bıçkın bir çocuk gibi
muhkem kadere sokulup
söze bulanan apansız
bir kelime
günahtan kalma dudaklarında
dokundukça susan harflerden
singin bakışlara armağan
her ne kalmışsa yüreğinde öksüz
döndüğünde kendine
suyla ve ateşle
ve sınanmış kokunla nedametten
üç kere vuruldukta bağrına
bir kelime
kemikten ve kandan
kendine mahfuz
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
12/11/2008
eyvah! yaz bitti
geçemedim eyvanlı aşklardan
iki hececik kalbine
gizli bir nehir gibi müterennim
akıyorken baygın kokulu karanfiller
eller, kuru dallar gibi telaşlı
uykulu göllere
heyhat! ne bekleyen kaldı nâtüvân
ne giden sarargın yollarda
yaz bitti
Yorum (1)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
9/3/2008
kâmil yeşil’e
kim geldi ardından kelimelerden başka
kim aradı sordu kim kaldı seninle zemheride
mahreci kendi olan neydi
ney! kalmadı göl sessizliği
o sahipsiz uykularda
boğuldu periler suyu ve rüzgârı
ve geceyi yakan aynada, yazık
göl sıcak. kum sıcak. söz sımsıcak
ne kaldı nardan neye
ne! nazenin gölgelerden başka
hani kanadıydı kar
dudaklarından mükedder öpünce
ince bir intizar gibi nar
neysin sen suskun göllere meyyal
zar-ı ney nefesinde
kim geldiydi kim o aydınlık gölgelerin
ışıltılı göl diplerine redifsiz
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
24/2/2008
celâl soycan’a
adın olsa gölgeler arasında
hem gelmiş hem gitmişken
söz tamam olur mu kefilsiz
bir masal kur kendine
kör zamanlar adres olsun gerilmiş yaya
senin olmayan kendilik sadağı
her ne yana aksan değişmez keffaretin
ürperten sırrın: mâ-nâ-n
/ hatırla ol’anı
gözün gördüğü encam-ı celâli
boşluğa çöken ateşi: belâ
yerdesin işte menzilde
kendiliğinden uzakta
soy canı yüzünde /
ey karanlığı koyultan göz
sökülür sözcükler senin de kalbinden
tanrıyı bulduğun yerde körlemece
kendi tesellisinde hayatın
adın olsa bir adın olsa
sırrın olurum
hem içinde ben
hem dışında aynanın
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
28/11/2007
ben ölümdüm
her akşam hüznüyle ölürdüm
oysa ne çok şarkı söyler yürürdüm
bilirdim her şarkı dokunur gönlüme
her adım tüketir adımı
ne de çok adım vardı
nereye dönsem deniz oradaydı
bir beyaz martı çığlık çığlığa
ağzında inci mercan nar
nârına ölürdüm
ben ölümdüm
kaçtıkça kanardı düşlerim
uykuya sarılır gözlerim kavgaya uyanırdım
kurşun asker değildim postallarım temizdi
omzum boştu lâkin bir başım vardı
kavlamış kulağım bereme gizlenmiş saçlarım
sonra kelimelerim olanca yorgunluğuma eş
yeminim her vakit alkışım
ısınmadan soğuyan soğudukça ısınan yatağım
ki akardım aktıkça genişlerdi suskun
her yağmur ürkütür yolda bırakırdı her kar
ben her seher ölürdüm
ben ölümdüm
denizin rahmini yırtınca o çirkin ses
yüzünce gövdesini köpürten hançer
açardım penceremi hayata inat
uzanırdım körfeze yaslanarak
her nöbet ısınırdı avuçlarım
katırtırnakları batardı sırrıma
kasılır tutardım büyürdü karanlığın ortasında
nicedir serpilen serap binnaz
nazına ölürdüm
ben ölümdüm
pusulam pusluydu rehberim kaçak
yani ben vuruldukça yarasını öpen
teleği tükenmiş kefeni biçilmiş güvercin
gerdanı gayya gözleri köz
öylece dalardım arastaya hüner beğenmeye
dostumu ünler küserdi kalemim
poyrazı savurur kıbleyi saklardım
yanardı ayaklarım bağrında sımsıcak kan
sûzan sana ölürdüm
ben ölümdüm
doyamaz ölürdüm
Yorum (1)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
28/11/2007
ben ölümdüm
evvel beher değince dallara
çiçekler açardı saçlarımda
kalbimin orta yerinde dağda taşta
içimi kanatan o güle
dokunabilmek için-yani hüzne
yonuzerikleri gibi yalnız
yalnızlığa tutunurdum
ben öyle güleç
güle doyamaz ölürdüm
ben ölümdüm
akşam gülümsedikçe teninde
ateşlenir peşine düşerdim yolların
kekikli yamaçlarda ağıtlarda eğleşen
kınalı kekliklerin
sevda yakarası sözleri
kum kuyusunda murtazanın kanı
gurbetindeydi aynaların
ben isyan atlası aşkın ta kendisi
kendisine doyamaz ölürdüm
ben ölümdüm
dilim çoğaldıkça sözcüklerde
sözler akardı iki yanımdan
ayva tüylerinden erguvanlardan
binbir sırra mahkûm zamanın kuyusundan
yalnız kayboluşları artakalan
(ya neydi hatıraları küreyen kar)
hani kendime döndümdü o son yaz, gölgem gibi
hem vardı hem yok yar
yara doyamaz ölürdüm
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
20/11/2007
-resim altı-
üzerin yazdı sesin güz
efsun buğusu gözlerin bahar
turunç sinesi ellerin
seğirirdin kalbime menekşeler gibi
bilmez misin ey aşk
kaç cemre gördü
leylak duldası bu tenin
hani nerede leyla
yandıkça bürünen çöl
ey aşk
göyneğin evlat kokusu senin
bakışın çıldırtan tütsü
endazen mermer şavkı tac
kırılmasın hüzün pencereni aç
-resmin arkasına yazılan çağrı-
ey aşk
içimize dokunup kaçma öyle
çoğalt yüzümüzü
kuytularda kalma süzül rüyalarımıza
lekesiz resimler gönder
gövdesi kan başı duman şehzadeler
bir şehzade elinde ayn
bir şehzade elinde şın
bir şehzade elinde kaf
gül yine öp yağmurları
cilvelensin bulutlar
semada kaykılan bıçak
ey aşk
aç defteri fısılda kaderi
-aşkın sitemi-
ey can
gözlerde nergis göğüslerde lalesin
unuttun mu can meclisini
gözet kendini derdnâk ol
elmas sar yarana müştâk ol
sakınma gir yola inme ak atından
varsın her adım ağulu kuyu olsun
bilmez misin
sular derine akar
bak yağmur yağıyor aç sedefin
kıskansın seni kaf ardında ajı dahaka
ey can
bunalt bakışlarını
sühân ol hasret sahralarına
bilmez misin
ne yerdedir ne göktedir leylâ
öldükçe dirilen ankâ
aç kucağını şehrin
deniz dolsun
toprağa doysun
-derkenar-
ey cân
bilmez misin
kime dokundum da kaldı yapayalnız
çoğalmadı hüznü yakışmadı ateşe
nice süzüldüm görmez misin halim
hani kaldı mı ki
bir canan evi hâlesi
bir canan şarkısı kendisi
bir cânân âgûşu muştusu
açılmaz mı kapılar sihrine sabânın
tükendi tiryakisi umudun
ağla kan ol
seylâb olsun sokaklar
geceyi karartan ışık
ey cân
aç defteri
okunsun kaderi hüsnün
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı