06 12 2009

adına hazırım

adına hazırım   1.   parça pörçük bir şiir bu hem bütün benim gibi ha var  ha yok   2.   rutûbet kokuyor genzim balçık her yanım kara balçık çözüldü çözülecek dilim koptu kopacak tufan el aman   3.   ne zaman boşalacak bu gergin bu meyus yay alın çatına dünyanın kötücül aklıma kaçak sayılsak da  kehânet gecelerinde yarım kalsa da suçumuz alıştık kalbimize yenilmeye alıştık nietszche’nin ölümüne dar vakitlerde ölmeye ya hallâc-ı mansûr’a   takvimler göstermese son günü ne çıkar uzun gelse çentiklenmese hayat  birikmese yok olsa denizde masmavi köpük köpük gecikse attar’ın anka’sı zümrüt siyahı kopsa tufan kim erer salâha nuh değilse adı kim   körelen bir bilmece  bu eksikte yok olan parçada bunalan kelâmı olmayan mihrap mı ne ne karıncasız yaz  ne vahasız çöl yetebilir mecbur kalbime sultanı olsa da bir güzeller güzeli gökten üç elma düşse de tek evime çıkamam kerevetine neden   4.   kim sussa kim yalnız kalır kim tek başına, nerede duvar altında kalmasa hâlâ çıkabilse çan seslerinden hac yolunda kervanların önünde uçsuz bucaksız bir anda ipek yolunda, kuşkulu allah bilir, kim   5.   söyleyip kurtulacağım sözlerim (mi) var  baht-ı siyah adımı geri verdirtmeyecek mezarda bile kanayacak kımıl kımıl kararlı ve katı şeytanın kulakla... Devamı

01 07 2009

İKİ MANÂ BİR SÛRET / MEHMET SOLAK'LA SÖYLEŞİ (HATİCE SAKA)

 Şair Mehmet Solak üçüncü kitabı Hayal İçre'de harflerin, adlandırmaların, imgelerin peşinden giderek anlam ve sesin bütünleştiği şiirler ortaya çıkarıyor. Mehmet Solak "Aşka Yüzün Var" , "Hüzünara ve Arada Bir Yerde" den sonra üçüncü kitabı Hayla İçre ile okuyucuların karşısına çıktı. Elif, Nun ve Mim harflerinin simgesel anlamlarını şiirine yansıtan Solak, varoluş derdiyle hemhal olmak çabasında olduğunun altını çiziyor.   -“Onu kendim kıldığım bir koku/sun derince bir kâse: NUN”  “ Bir MİM koyalım sonra olduğumuz yere  iki manâ bir sûret”. Hayal İçre, Mim ve Nun adını taşıyan iki bölümden oluşuyor. Kitaptaki şiirlerinizin bu harfler üzerine kurulmasının özel bir nedeni var mı? - Kitaptaki şiirlerin tamamı  bu harfler üzerine mi kuruluyor? İki-üç şiirden bahsedebiliriz yoğunluk açısından. Ama şunu da söyleyebiliriz; evet, pek çok şiirin arka plânında Nun ve Mim’in simgesel anlamı vardır. Bu iki harfe elif’i de eklemek gerek aslında; zira asıl esrar elif’te. Elif, nun ve mim tek başlarına olduğu kadar, birlikte oluşturdukları yapılarla da oldukça s/imgeseldir. Bir düşünün, değişik hallerde yan yana gelişlerini. ‘Muhteşem üçlü’den bahsediyoruz yani, fakat uzun uzadıya bu harflerin anlamını açıklamam mümkün değil. Ancak kimi ip uçları vermekle yetinmek istiyorum. Her şeyden önce, İbn Arabî’nin deşifre ettiği Harflerin İlmi’nden haberdar olmak gerek.Şeyhül Ekber; “Elif’in makamı cem makamıdır, onun ismi Allah’tır.” der. Ayrıca mertebelerden bahseder; “Nun, Hak tealâ’nın mertebesidir.” ona göre. ... Devamı

29 06 2009

Şiir hafızamıza hoş gelmiş bir konuk: Hayal İçre / Vural Kaya

Hayal İçre (Digraf Yayıncılık, Şubat 2009, İstanbul), Mehmet Solak’ın dördüncü şiir kitabı. İlk kitabından bu yana pek değiştirmediği bir şiirle ilerliyor Mehmet Solak. Bundan sonra da değiştireceğe benzemiyor.İlk intiba olarak hüzün şiirleri söylüyor gibidir Mehmet Solak. Ve fakat işin aslı öyle değil. Salt hüzün şiirleri diyemeyiz. Hüzün görünümlü olsa bile yaşadığı dünyayla barışık ve temkinli şiir diyebiliriz. Bunu ilk etapta okurun şiirsel aklına hemencecik teslim etmiyorsa da giderek şiirle kurulan sıkı ahbaplık sonucunda elde edebiliyoruz. Yavaş yavaş kanıksıyorsunuz şiiri. Aslında kolay görünümlü bir zorla muhatap kılıyor bizi şair. Böylesi hem daha sağlam daha sahih… Bir başka cepheden bakıldığında aklı başında bir zarafet şiiri. Çekgin, savurgan olmayan özge bir tavır… “haydi in kendine bir kelime seç / kimsesiz harflerin sığınağı olsun / aramızda gezen meleklerin sesi / sırlardan bile asessiz nâzenin / bir kelime : adın olsun”.Gerçekte seksenli yıllarda sık kullanılıp eskitilmiş sözcükleri sevmem. Sevemiyorum daha doğrusu. Aşındırılmış, çürütülmüş sözcüklerdir onlar. Bu tür sözcüklere de zaman zaman yanaşıyor Mehmet Solak. Fakat yukarda belirttiğim gerekçeler bağlamında Mehmet Solak şiirinde bu yadsınamaz bir nitelik kazanıyor. Hatta yer yer “iyi ki burada bu sözcük şiir eriyiğine dahil edilmiş” dediğimiz de oldu, oluyor. Modern şiirin gerekleri bünyesinde eski dil ve şiir kurgu mantığını nasıl iyi eritiyorsa yakın zamanda modern şiir düzlemindeki eskitilmişlikleri de iyi işçilikle, iyi şiir aklıyla sahihleştiriyor. “şair kime benzer / kendinden başka zeferşan / yüzleşmiyorsa içinden konuşanla / nurusiyahta, çılgın ruhuyla”. Bu dizelerd... Devamı

13 06 2009

HAYATIN ÖZÜ / ŞİİRİN EŞİĞİ

Herkesin farklı bir hayat algısı vardır. Algı farklı olsa da hayatın özü aynıdır aslında. Önemli olan, bu özü erken zamanda fark edebilmek ve algıyı yaşantı biçimine dönüştürebilmektir. Ancak o vakit, hayatın anlamı ıskalanmamış olur. Peki nedir hayatın özü?Hemen söyleyelim: Özgüven, özgürlük ve özgünlük.Birileri, özgürlük her şeyin başı ve sonudur, diyebilir. Desin. Hatta, hayatın özünün salt özgürlük olduğunu da iddia edebilir. Mümkündür. Lâkin özgüven olmaksızın özgürlüğün olamayacağını söylüyorum ben. Kendi varlığının farkında olmayan, üstelik bunu  ontolojik bilinç düzeyinde hissetmeyen ve yaşamayan bir insan, nasıl özgür olabilir ki? Dıştan bakıldığında yahut kişinin kendi tanımlamasıyla öyle olduğu sanılabilir. Oysa hayat, sanılarla doldurulabilecek bir süreç değildir. Demek ki  özgürlük, ancak varlığını özgüveniyle hisseden bir insanın fark ediş ve yaşayış biçimi olabilir. Bu fark ediş ve yaşayış, özgürlüğü gerekli kıldığı gibi özgünlüğü de zorunlu kılar. Yani özgüven yoksa, ne  özgürlük vardır ne de özgünlük.O halde, özgüven, varoluş farkındalığı ise; özgürlük,  hayatın anlamlandırılma biçimidir. Özgünlükse, kişinin kendi farkındalığı ve farklılığıdır.Tam buradan, genelde sanata/edebiyata özelde şiire sıçrayabiliriz. Özelden, şiir üzerinden gidelim; özellikle şiir, kişinin özgüveninin oluşmasında ve biçimlenmesinde önemli bir imkândır. Özgürlük hissinin de eşiği. Şiirle hemhal oldukça hem özgüven duygusu hem de özgürlük tavrı pekişir ... Devamı

27 05 2009

MEHMET SOLAK HARFLERE YEMİN EDİYOR!/ KÂMİL YEŞİL

 “Mehmet Solak şiir dünyasının içindeki laf ü güzafa katılmadan kendince sesleniyor. Şiir dediğin böyle olur. ” HAYAL İÇRE VE MEVSİMLERİN ŞAİRE ETTİĞİ FENALIKLAR Dergi sayfalarında okuyucusunu arayan şairler vardır. Bir de okurun bulduğu şairler… Mehmet Solak bu kategorilerden ikincisine girer. Hiç ummadığınız kişilerden duyarsınız adını. Üniversitede yazılı sorusu olarak ondan metinler seçilmesi de dahil. Sadece ilgilisinin bildiği ve takip ettiği bir şairdir O. Mehmet Solak şiiri kendisi için yazar öncelikle. Üstat Sezai Karakoç'un dediği gibi aynı zamanda kendi şiirinin okurudur o. Böyle düşündüğü için yazmasına rağmen yayımlamayı öncelemeyen bir duruşu vardı ben onu tanıdığımda. Daha sonra kendi kuşağı içinde şiir yazıp yayımlayanlar arasına katıldı. İlk şiir kitabı Aşka Yüzüm Var, Hece yayınları arasından çıktı. Bu kitaptaki şiirlerin belki de yarısı zaten Hece'de yayımlanmıştı. Ne var Mehmet Solak'ın şiirlerinde. Olabildiğine naiflik, hassasiyet, kırgın bir kalp, hasret, aşk ve zaman.“Zaman”ın şiirini yazan ve yazdığı şiirde zamana ad veren bir şair olarak görüyorum Mehmet Solak'ı. Aşka Yüzüm Var'ın birinci ara başlığı Mevsim Aşk adını taşıyor mesela. İlk şiirin ilk iki dizesi: “Üzerin yazdı sesin güz / Efsun buğusu gözlerin bahar”  Hüzün Şiirleri!Dünya renkleriyle geliyor şaire. Zamanın rengine bürünerek tecelli ediyor aşk. “hani baharla gelecektin/ hani gül kokuları getirecektin” derken siz de giriyorsunuz bir beklenti sonrası üzgünlüğüne. Mevsim bir başka şiirde Eylül adıyla geliyor ve şair soruyor: Nasıl Ağlamasın Eylül? Yaz güze belenir ve eylül köpüğe boyar denizi. Mevsimlerden şaire arta kalan şiirdir. Hüzün şiirleri. Zam... Devamı

11 05 2009

alışamadım kendime

kaç kelime kurtardımkaç şiir bu mücellâ hayattandiline düştümse yıllarca yine dilimdensözledikçe sürer ya mesel içinde meselödünç heveslerle bir ömür  el aldım denizden söz aldımkendime kilitli gecedeyandı kelimeler prensim maçindeiçim yandı eksik kaldı sözümbaktım gece başka benben başka gece söyleyincebenleyin tenha gölgemdendaha kesif kaderimce  ah nerede o fiyakalı itiraflarkimde kaldıbir nebze efsun dünyaya körne yapsam alışamadım işte kendimeunutacak kadar olsunarmağan olsun yokluğumabenden hatıra varlığım... Devamı

02 04 2009

gölge üçlemesi: gölge-m / hüseyin kır

 sen susuncarüyaların gölgesi olurdualdırmazdınçalım atardın hayatakızlara üstten bakardın ben konuşunca gölgelenirdi  rüyalaraldırırdım, hayataderin inerdimindikçe uzayan kuyulara ey hayatsanma ki yenildik... Devamı