mehmetsolak 3 Takipçi | 1 Takip
Kategorilerim
Diğer İçeriklerim (112)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (3)
01 07 2007

BAKIN...GÖRÜNÜN...

                                                          Bakmak mı görmek mi? Hayır! Birini diğerine tercih etmeyi öneren bir karşıtlama değil bu. Her ne  kadar karşıtlamalardan çokça hoşlanıyor olsak da. Zira, ne bakmak,  görmekten kopuktur  ne de görmek, bakmaktan. Şimdi  bir analoji yapmanın sırasıdır sanırım; ne demişti Cüneyd-i Bağdadî: “Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır.” O halde; “Bakmakla görülmez ama görenler bakanlardır.” diyebiliriz. Elbette bir paradoks var burada. Fakat, tam da böyle değil midir manzara? Evet, görmek için bakmak şarttır. Ancak her bakan da sahiden gören midir? Kim iddia edebilir ki bunu? Sanılır ki;  bakmak, gayrı iradî bir eylemdir; görmekse tersi. Oysa, bakmakta da en az görmekteki kadar iradî bir durum söz konusudur. Şu farkla ki; görmek, bakmak eyleminin bilinçli halidir. Her bakan, aynı zamanda görendir yani; fakat görmek istediğini gören. Her gören de bakandır doğal olarak; bakmayı bildiği için görmenin de farkında olan, görüneni olduğu gibi gören. Kısacası: bakmak, özneldir; görmekse, nesnel. O halde; görmek istediklerimizi görmek için bakmamalıyız. Sadece bakmalıyız, baktığımızı bilerek. O vakit, görünen her neyse; göreceğimiz de odur. Gözlerimizi kısmadan, bilincimizi perdelemeden görmeliyiz etrafımızı. Etrafımızda olup bitenleri beğensek de beğenmesek de. ‘Bakar kör’ olmamanın tek yolu bu. Haydi  kaldırın başınızı, açın gözlerinizi ve bakın etrafınıza. Bakın ki, göresiniz. Görün ki, görünesiniz.       http://www.edebistan.com    ... Devamı

01 07 2007

BİLEN ÖZNE – BİLİNEN NESNE İLİŞKİSİNDE BİLGİ – ŞİİR

  Sözlüklerde bilgi   Bilgi; “bir iş veya konu hakkında bilinen şey; malumat, vukuf, ilim, anlayış, idrak”[1] olarak tanımlanmış bir sözlükte. Bir diğerinde ise; 1.“insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad, malumat.  2. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. 3. insan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. 4.fel. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat. 5. Bilim: doğa bilgisi. 6. (bilişimde) Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.” [2] olarak. Görüyüyor ki; birinci tanımlamada bilginin kaynağına ilişkin herhangi bir belirlemeye yer verilmezken; ikinci tanımlamada ilkin akla, sonra da sırasıyla araştırma ve gözleme, zekâya ve zihne gönderme yapılmakta.   Bilginin Oluşum Süreci   Bilgiyi en genel ve kapsamlı biçimiyle; ‘zihinsel birikim’ olarak tanımlayabiliriz sanırım. Bu birikim de doğal olarak, bir süreç sonucudur.  ‘Bilgi edinme süreci’ diyebileceğimiz bu süreç, bilme konumundaki öznenin bilgi yetilerini ve bunların işleyiş biçimlerini kapsar. İnsan bilgisine kaynaklık eden iki yeti vardır: ilki algı yetisi; diğeri zihin. Algı yetimiz, dış dünyaya açılan yetilerimizle kendi iç dünyamızı duyumlamamıza yarayan yetiler bütünüdür. Bu demektir ki, algı yetisi hem dışa hem de içe dönüktür. Dışa dönüklük,  duyu organlarımızın bedensel sistematiği ile (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma)  sağlanırken; içe dönüklük, bilinç ile sağlanmaktadır. Yani insan, dış dünyasını duyu organlarıyla iç dünyasını ise bilinç ile algılar. Algı yetisi sadece duyusal algılardan ibaret değildir.  Zira bedensel (duyusal) algıların etkisiyle bedenimizde oluşan tepki hali duygu değildir. Bu tepkinin duygu olabilmesi için zihinsel tasavvur ve tezahür aşamasına ulaşması gerekir. Örneğin hüzün, kimi duyusal algılara gösterilen tepki so... Devamı