10 07 2007

BENİ HİÇ GÖREMEZSİN / YÜCEL KAYIRAN

    hafızadır! benim aklıma beladır!   gözlerini gördüm kalbimde kara noktadır!   sesini duydum hançeremde yaradır!   yüzüne baktım tenimde bedduadır!   beklemezsin böyle bir kara! duymak istemezsin!   ben suya benzemem! ateşe benzemem ben! havaya toprağa benzemem!   bilemezsin gidersem!   beni hiç göremezsin!   ... Devamı

07 07 2007

MEHMET SOLAK: "ŞİİR ARADA'DIR VE ARA'DIR, TIPKI İNSAN G

                                                                                                                                Kamil Yeşil :    İletişim teknolojisi taşra ile merkez arasındaki görünür mesafeyi kaldırdı. Acaba aradaki görünmeyen mesafeyi nasıl etkiledi? Bunu şunun için soruyorum. Eskiden İstanbul dışındaki her yer taşra idi, sanat, kültür faaliyetleri de merkezde neşv ü nema buluyordu. Şimdi sen Mersin’de oturuyorsun ve şiir yazıyorsun. “Taşrada” olmanın şiirini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?   Mehmet Solak:   İletişim teknolojisi sadece ‘görünür mesafe’ yi değil ‘görünmez mesafe’ yi de kaldırdı attı. Ancak  taşra – merkez  bağlamında  sorun;  mesafe sorunu değil, zihniyet sorunu kanımca. Şair Osman Konuk, aynı bağlamda sorulan soruya çok güzel bir cevap verdi geçenlerde: “Şair neredeyse merkez orasıdır.” dedi.  Şair için merkez, öncelikle ‘kendi ortamı’ dır,  yani zihinsel  varlığıyla yaşadığı ortam. Böyle olmasaydı, İstanbul’da yaşadığı halde  ‘taşralılık – aslında köylülük demek gerek buna – zihniyetinden bir türlü kurtulamamış, tüm davranışlarını ve tüm ilişkilerini bu çerçevede biçimlendirmiş  onca şair / yazar olur muydu? Öte yandan; kültür-sanat programları... Devamı

07 07 2007

“ BİLGİYİ BOZMAK" İÇİN BİLGİ GEREKİR / CELÂL SOYCAN

 Resim sanatıyla ilgilenenler bilir: Biçim-bozmak için, temel desen bilgisinin gelişmesi gerekir. Dışavurumcu resimde önemli öğelerden birisi olan  biçimsel dönüşümün gerisinde, katıksız bir desen gücü yatar. Bizden bir örnek: Akademide Neşet Günal Atölyesi desen ağırlıklı bir eğitim verir, oradan çıkanlar arasında Biçim’le hesaplaşmayı öne alan ressamlar dikkat çeker. Alıma gelen ilk isim Neşe Erdok. Dışardan da, hemen hepimizin anımsamakta zorlanmayacağı Picasso. Kübizm öncesi çalışmalarında, benzersiz desen bilgisiyle, örneğin Mavi ve Pembe Dönem çalışmalarını ortaya koyan ressam, asıl dahice tuvallere Kübik dönemindeki biçim-bozucu tarzıyla ulaşır.   Şunu söylemeye çalışıyorum: Bir  sanat disiplininde “ Malzemeyi aşma “ iradesinin belirebilmesi, bunun verimli bir estetik süreçte deneyimlenmesi için öncelikle o malzemenin sizi taşıyabileceği yerleşik ifadeyi ele geçirmiş olmanız gerekir. Sonrasında, bu yerleşik ifade kurgusundaki malzeme düzenlenişi size yetmez ve yeni ifadelere taşınabilmek üzere malzemenin imkânlarını sınıra zorlarsınız ve gücünüz varsa aşarsınız. Dönüştürücü kopmalar, bu temel bilgilerin ve biçimlerin dönüşümüne içkindir. Plastik sanatlardaki bütün dönemsel geçişleri, hep bir önceki dönemin ifade anlayışı içinde sağlam yapıtlar ( da ) verebilmiş ressamlara borçluyuzdur. Kaldı ki, temel resim eğitiminde özellikle olmak üzere, gelişkin eğitim aşamalarında, klâsik ressamların yapıtlarının  birebir kopyasını yapmak, yapabilmek çok bilinen, önemli bir yöntemdir. Bu ilkeyi şiir sanatı bağlamında ve dosya konumuz odağındaki  “Şair” üzerinden konuşmaya çalışalım. Ancak daha önce, modernitede sanatçının toplumsal örüntüdeki varlık- konumu ve sanatçının buna ilişkin  varlık-tepkisi üzerine Georg Simmel’in bir saptamasını  paylaşmak istiyorum.   2.   Modernitenin ilk sosyologu sayılan  Simmel, Baudelaire üzerine bir çalışmasında, tanık olduğu mahşerî dönüş... Devamı

07 07 2007

CEVDET KARAL İLE...

  1998'de yılında yayınladığı Horozlu Ölüm ve Ayna adlı kitabından sonra şiirleri sadece edebiyat dergilerinde yer alan Cevdet Karal 8 yıl sonra Hilkatin İlk Günleri ile okurlarıyla buluştu. Cennete girecek şiirler yazdığını söyleyen Karal, şiirini anlattı 06 Temmuz 2006 10:44   Burhan Eren'in Cevdet Karal ile söyleşisi   Edebiyat ortamlarında son yıllarda sıkça dillendirilen bir sözden başlayalım, 'Şiir hayattan çekildi' cümlesinden… Şiirin hayattan çekilmesi diye bir şeyden söz edemeyiz. Hayat ve hayy kelimeleri arasındaki ilişki göz önünde bulundurularak, ‘hayatımız hayattan yoksunlaşıyor’ dense belki bunun bir yeri var. Her an tekrarlanan yaratma söz ile gerçekleşiyorsa, şiir diriliğini aynı görkemiyle sürdürüyor. Eğer; esas kaynakla rabıtamızı, ruhsal zenginleşmemizi kesintiye uğratmazsak şiir hayatın her alanında ve cephesinde, cereyan halinde. Bu beslenme alanlarını ortadan kaldırdığınızda meydana gelen hayat, son derece kuru ve metafizikten yoksun bir hayat... Metafizikten yoksun bir hayatta, şiirin de pek bir yeri olmuyor. Ya da, şiir diye adlandırılan, şiir olmaktan çıkmış bulunuyor.   Peki, bu sızlanmaların sebebi ne?   Bize sunulan şiirin, şiirin yeni kavramlaştırmasının, muhtaç olduğumuz şiiriyeti, manevi varlığımızın bir uzvu olan o sanatı hakikatte karşılamadığını düşünüyorum. Nasıl düşünce ve bilgi, kendi üzerine eğilerek, kendini yine kendinin nesnesi haline getirdiğinde metafizik ile ilişkisini kopartıp kurulaşmış, hayatiyetini yitirmişse; aynı durum edebiyatta, diğer sanatlarda da var. Şiirin hayattan çekildiğini iddia edenler, aslında bugün yazılan şiirin insana verebileceği fazla bir şeyinin olmadığı gerçeğini kabul etmekten kaçınıyor. Problem, yaygın sanat ve edebiyat kavrayışının insana verebileceklerinin iyice sınırlanmış, iyice azalmış, okurla sanat ürünü arasındaki gönül akışının ortadan kalkmış olmasında. Klasiklerimiz, gündelik hayat i... Devamı

07 07 2007

beni rüyalarımdan vur

vuracaksan eğer demiş miydim sana hiç rüyalarımdan: sımsıcak kaynayan kan kuyumdan tek atım kaderimden   rüyalarımdan vur beni vuracaksan eğer son seferinde tiril tiril nefesimden değil ama kaktüs gölgesi bakışlarımdan kumul hülyalarımdan hiç ama hiç değil dilimden   haydi vur vuracaksan eğer, rüyalarımdan esrarî uykularımda şafak sökmeden kırağı çözmeden,kirpiklerimde çalımlı kısraklar kişnemeden daha   vur rüyalarımdan beni ne şamanım bozkırda kemikleri tütsüyen ne mansur ilkin cisminde ölen şairim ben kalbimle bütün derdim ömrüm heder olacak nasılsa böyle ateşle barut arasında   vur beni rüyalarımdan vur, tek atımda, yazgıma dokunup şöyle         ... Devamı