![]()
![]()
gölgesi meneviş
haresi ben
döngüsü daim uykularda
süzülen kuğu
gölgen kadar varsın
varsın çevrilsin
hayat çemberi
değil mi ki
kapandı sır perdesi
yazgı kalemi
kırıldı bir kez
sarıl kendine kendinlesin
aralansın perdeler
bilinsin aşkın gölgesi
doygun kokular sürünsün
sınanmış korkular
kan rüyalar düşsün
can bulan toprağa
durulsun nefesi
ey hayat
gölgedendik
sürgünler süreğinde
sana değdik
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Babam'a
Ateş sopalı tanrıların gölgesinde
Küfür gibi biriktim
Aşklar yanıma yöreme uğramaz artık
Yaşamın karşısında kanlı bir öğürtüyüm
Üzerimde ölüm gözcüsü gömleği
Kolları kapalı, ucunda uzun ipler
Kalabalıktılar, geldiler, kollarımı bağladılar, şeytan düğümü attılar
Kalabalıktılar; gün boyu uçuşur, kanatları ağırlaşınca benim üzerime çullanırdılar
Ah artık ne yapsam boşunadır bütün yaşamaklar
Yüzümü bir kadının memelerine gömsem
Taştan bir dünyayı bir kere de dokunuşlarla tanımlasam
Boşunadır, hiçbir yaram kapanmaz
Çünkü sokağa her adım atışta
Adım yiter, yaralarım kurtlanır
Gece paldır küldür düşer
Ağaçlarda güz ağıdı başlar
Cehennem kazanları iştahlanır
Bütün ırmaklarım deltalarda boğdurulur birer birer
Haykırışlarım şehre çarpıp bana geri döner
Ben gider izbelere sığınır
Ben giderim köstebek olmaya özenirim
Ey! herkes uyuşturucu unutturucu yaşamaklar kumpanyasında mutludur da
Bir ben rolümü beceremem, köstebek olmaya özenirim
Ey! yıllardır ciğerlerimde sakladığım babamın mezarı artık rahat durmaz olur
Ayaklanır, bir çocuğu katrana bular
Ey! ölüm çekimi kanunu uyarınca gitgide ağırlaşır ayaklarım
Bileklerimin kaşıntısı dayanılmaz olur!
Kan
Toprağın en sadık oğludur!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
eski zaman rüyalarında
kim vardı yorgun
kim hayallerine küskün
bilmez misin
vurgunduk karlı havalara
yormazdı bizi koşmak
dar sokaklarda
saçlarımıza dolanırdı rüzgâr
sıradanlıklara inat
imkansızlıklara platonik
biz yaşadık biz
hatıra değildik
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kadın doluyor gözlerime
Gündelikçi göz
Yürekleri kabarık düğüm düğüm
Gün yanığı tenlerinde ter kokusu,
Hınç toprak çalığı ellerinde
Gündelikçi kadınlar geçiyor gözlerimden
Uzak yarınlara kaygılı
Soğuk özlemlere dalgın
gündelikçi gözler …
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
XXX
A. kalbimdeki bayram lekesi bu
geçmek bilmeyen kara sevinç!
kalmanın kekeç librettosu..
bana pıhtılaşan çocukları
tarayın sularımda- ölmeden
önce beni sevmeyin…
alnımda devletsiz bir ebced
yazısıyla silindim sevincinizden
beni okumak’çün bana küsün-
B. gitmekle ve kalmakla mümkün
olmuyor ki mekân- hızla yazılan
ama ağır akan bir nehir..çözüm?
ölüm: yanlış çekilen bıçağın
doğru yere saplanmasıdır..
C. bir harf yeraltından bir harf gökten
kötüye kullanılan caz gırtlağınızda
feci başlattınız beni; anla-
mayıncaya kadar okuyun da
beni bile.. bile sevin diye…
XXXVIII
ölümü kirliye çekerken yakalandın
can kırığı adın bir şaşkınlık ânıydı
B. bekleşir dilin saydam çalılığında
ilk sözün- yankısı olacaktır son söz
çünkü ölüm tam vaktinde bir itiraftır
C. olmak fiilini yanlış söyledin: ölmek
dilin yeridir ve açıkta bırakır adını
ölüm temize çekecektir hayatını -
XLV
A. zaman, her şey aynı anda olmasın
diye varmış; ve mekân her şey
yalnızca sizin başınıza gelmesin diye…
hiçbir ölüm güven vermiyor bu yüzden
derken .., güneş tepede ve son akşam yemeği –
peki, kırmızı bir suç muydu gülden
güle geçerken terk edilen peygamber !
C. zaman an’dır ve çarmıh mekân –
buymuş elden düşme üç kitapta yazılan .
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
I
kefenini hazır tutan bir babanın oğullarıydık
bir yanımız bağ bahçe
bir yanımız ahir dünya
komşumuz olurdu ibrahim
bir kitap vardı evimizde
kendi yağımızda kavrulurduk
ve yandık ha koşun desek
sesimize ses veren olurdu
misafir, heybesinde kıssalar demetiyle gelen
ne güzeldi dinlemek
anlattıkça bal akar dilinden
sohbetle ısınırdı içimiz
artık kim korkar geceden
II
aldı beni nerelere götürdü şiir
hadi gitmek bir şey değil de
nasıl döneceğim bugüne
nasıl döneceğim bahçeli evden
kibrit kutusu apartman dairesine
alacağın olsun şiir
bu akşam bana bunu da yaptın
alacağın olsun
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yıpranmış anıtlara taş taşıyanım baharı kıştan ayıracağım keskin çizgilerleyeniden yapacağım tarihi, yangınlar gibi yaklaştıracağım güzle esrimeyi birbirineateşe kısık gözlerle bakacağımağır bir sis olacağım anıtın gölgesinde ateş: parçalanmış bakışı yıpranmış anıtlarınzamana sıçrayan kıvılcımın köşesine gizlenipkör noktalarda hiçliği bulacağımböyle kesildiği anlaşılacak ince damarların yıpranmanın tarihi bu, geçmişten geleceğekesilen ağaç gibi devrilmenin tarihiherkesin birbirine durmadan yenildiği savrulmanın tarihi, boşluklarda kalmanıntavanaralarında yangınlar başlatmanın! yıpranmış zamanlara ateş taşıyanım
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
I.
Kayaların geleneğine benziyor sözlerin
Yaklaştıkça sana, sokağından geçtikçe
Yağmur, azarlanmış bir serseriydi seni öptüğümde
Kestane topluyordu olmayan abim / bana, kendisi için
Ve bulanık tren sesleri.
Gizli bir yamaydı gülüşün.
II.
O taşlaşmış öpücük.
Kalbim yavaş, karada bir kayık kadar
Sorar gizlice: Suskunluğunuzu anneniz mi örmüştü?
Beklediğin nedir bana anlat, bahset koynundaki ihtimalden,
Ah, ağzınla sevişen bardaklar!,
Bak bir gün daha bitiyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hafızadır!
benim aklıma beladır!
gözlerini gördüm
kalbimde kara noktadır!
sesini duydum
hançeremde yaradır!
yüzüne baktım
tenimde bedduadır!
beklemezsin böyle bir kara!
duymak istemezsin!
ben suya benzemem!
ateşe benzemem ben!
havaya toprağa benzemem!
bilemezsin gidersem!
beni hiç göremezsin!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı