17 10 2010

adına hazırım

 

30.

 

 

yas tutsam faydasız

sökülmüşse ağzım sarkmışsa dudaklarım

iğne iplik tutmuyorsa hiç

perde yetmiyorsa sımsıkı örtmeye içimi

kim çeker  tırnaklarımı kökünden

uyuşturmadan beynimi

son bir kez deri atamadan

mankurt bir yılan gibi

şu taşın dibine törenle

her aybaşı

 

 

31.

 

 

ya bitiremezsem bu şiiri

kırkını çıkaramazsam ne yaparım

şirpençe çıkar mı dilimde

yavuz gibi kalır mıyım sefer ellerde

ölsem ne çıkar ölmesem ne

diyebilsem de  heyhat

müstafî  sayılırım hemen

teşahür erbabınca

 

 

32.

 

 

kuşku tutmuyor, neden

herkese yetecek kuşkum var oysa

bir başı bir sonu her esatirin

kime mağlûm kime meçhûl

her masala uygun tekerlemem

kaf dağı, padişah kızı, tellâl

hayal içre hayal

olsa da

 

 

 

33.

 

ne desem lâf ü güzâf

esenlik yok  otlara  bile

ateş yaktıkça su soğuttukça

saklandıkça yasaklar böyle tutsak

kalacağım cem gibi

 

 

34.

 

 

her  yer mor menekşe

her yanım hüzün sağanağı şimdi

adını ne koymalı bu hayatın

bilmem ki soğuk sular dökünüp

çıksam sokaklara üryan

serinlik değer mi alnıma

güneşli günler için sakladığım

kurumuş yapraklara

bir çalkantıysa zihnim boz bulanık

uzayan bir ayrılıksa ömrüm

ne koymalı adını

her yalnızlıkta bu hayatın

 

 

35.

 

 

kimden miras bana

bu dikişsiz keten

kim ilikler kim çözer düğmelerimi

kim diker söküklerimi

yalanlamadan tanıklığını

mehtap dalgını meleklerin

hani nerede

gelincik  ödüncü yanaklarım

düşlerimi ıslatan uğultulu sularla

beni uzaklara aparan yelbir

terli taylar

kopuk gelen dört nala

 

soyunsak mı sulara

yangın yakamozlara

 

soyunsak

nasıl da eskir birden

gövdemizi epriten zaman

rehavet çöker sabah erken

akşamda kalan denize ve kumsala

bu akortsuz gitara

 

 

36.

 

 

nerde beklenen ulak

ipim kalmamışsa kime ulanacak

kimi yakacak bu nar

kim masum kim cürümkâr

bilmem cüretkâr gecelerden mi tevarüs

bu sırıtkan hatırlayış bu haykırış

çıkar mı saplandığı yerden bu hançer

köpürse  nehirler deli devlek

açılsa kapılar

batın

ve

zahir

 

 

37.

 

kelimeler olmasa

ne yapardık tanrım

şeyler olmasa gizli ve aşikâr

tekvin olmasa bu alçak dünya ins ü cin

gayba mahreç olmasa kün

zuhûr etmese ma’dum

cinlenir miydi mecnûn dillere destan

yol bulur muydu ateş denizinde

mumdan gemiler

 

ayaklarımın altında ırmaklar

 

 

38.

 

yolumuz nereye kadar

ne kadar uzar böyle ıssız

kırarmış saçlarımıza inat

güneşle inilen puslu kanyonlarda

öfke bileyen derbentlerden

geçer mi barbar köylerinden

daha şafak sökmeden derin uykularda

kaygı basmadan aman dinlemez dağları

ne kadar uzar ne kadar

bu yerli yerinde sürgün

var’dan yok’a hayret

olupduran

dur

ve

an

 

dur ki soluklansın an

eşkâlin olsun sûret

karanlıkta kalmasın vicdan

vecdi an

hayRan

hayyy r aaan

 

 

39.

 

 

neden akşamdan sabaha

adını sayıklar

senin olsun isterim

gördüğüm bütün harfler

hep senin muhbir gölgeler

 

neye baksam sen

mahbûb

kim/sen

 

 

40.

 

 

adına hazırım

adım  adım

adın

adım

(Hece-166, Ekim 2010)

82
0
0
Yorum Yaz